28.6.07

26.6.07

simetri şiiri..

yol
yorulur
ömürsüz
gözlerinde
giz soluklanır
üşür soluk bahar
üşüşür kar taneleri
gözyaşlarında öksüz
ben nâra kavrulurum

ben nâra kavrulurum
gözyaşlarında öksüz
üşüşür kar taneleri
üşür soluk bahar
giz soluklanır
gözlerinde
ömürsüz
yorulur
yol

kar
saçlarımda
yüreğimde nâr
kışa savrulurum
sana tutunamazda
titrek mum alevinde
sözler damıtır dizelere
ürkek bir kar kristalinde
sarı güzün hüzünlenir de

sarı güzün hüzünlenir de
ürkek bir kar kristalinde
sözler damıtır dizelere
titrek mum alevinde
sana tutunamazda
kışa savrulurum
yüreğimde nâr
saçlarımda
kar

gül
baharda
aşk yeşerir
zifiri karanlıkta
ümit şafağa uyanır
bir güvercin gagasında
kalbe iltica eder billur aşk
yaz görmeden yazılan şiir de
nâra kavrulur sana savrulurum

nâra kavrulur sana savrulurum
yaz görmeden yazılan şiir de
kalbe iltica eder billur aşk
bir güvercin gagasında
ümit şafağa uyanır
zifiri karanlıkta
aşk yeşerir
baharda
gül

09 şubat 06
mustafa gökay

25.6.07

acaba tüm şifrelerimi aynı yapsam nolur.. geçenlerde dayanamadım, üye olduğum siteleri, kullanıcı adlarımı, şifrelerimi, blog/msn şifrelerimi yazdım bi kağıda.. uzun süredir girmediğim bi kaç tanesini hatırlayamadım, ama 4-5 inci denememde başarıya ulaştım.. kullanmayınca tabi unutuyo insan.. her girdiğin sitede önce şifre zaten.. kimlik gibi bi şey bu.. olmayınca olmuyo.. ben de elimde liste, hafızamı gereksiz ezber yapmaya mecbur bırakmıyorum.. bugün şey oldu.. pazarda gidiyorum.. çok kalabalık, yürüyorum, yürümeye çalışıyorum.. meyve sebzelere, fiyatlarına bakıyorum, hiç bi şey alamadan nerdeyse sonuna kadar varıyorum. yok olmadı, bunlar değildi anlatacaklarım. aslında bir şey olmadı pazarda.. domates, salatalık, fasülye, dolmalık biber; erik, kayısı, şeftali aldım.. son zamanlarda hiç bi şey yemek istemediğimi, yemediğimi, yoksa o yüzden mi halsiz olduğumu, yoksa sıcaklardan mı yoksa bilmiyorum.. susamasanız da su için demişler.. çok sıcak, içiyorum, susuyorum.. içimden bir şey anlatmak geliyo bazen vazgeçiyorum, sonra tekrar geliyo, heveslenip anlatmaya başlıyorum, ya da yazmaya, istediklerim olmuyo anlattıklarım.. bayadır küpe almıyorum.. önce ptt ye sonra tedaş gittim bugün, her yerde sıra, her yer kalabalık.. ne çok insan var. kimsenin işi yok mu çıkmış dışarıya o sıcakta.. sandım ki çok bekliycem 461 çabuk geldi, tedaşta da az bekledim, insanlar çalışıyor, insanlar hızlı.. bi de suyu ödedim, borçlar yük gibi, ödeyince rahatlıyo insan, her ay oluyo bu.. telefon, internet, elektrik, su, kira, taksit.. sandım ki kotayı aştım bu ay, yoo yine yirmi dokuz milyon geldi internet.. o zaman bu Ey DSL yalan söylüyo, bana aştın demişti, hemen silmek lazım.. daha yapılcak çok iş var. aslında bugün bilgisayarı açmayacaktım, sorma! kapatırım dedim, bak saat kaç oldu.. sonra daha kıraç'ın bi şarkısını dinledimdi onu indirmem lazım.. indiremeyince youtube var, sağolsun buldum şarkıyı..

güzel olduğunu biliyodum ve bir ümit yaşar oğuzcan şiiri.. yine bir şey diyemedim. gittim.

24.6.07


"Akıl tamam olunca, söz azalır. "

Hazreti Ali


23.6.07

bi ara radyo programlarına dadanmıştım, her gece dinlediğim programlar oldu dönem dönem.. bi dönem Bedirhan Gökçeydi.. konuşması, şiirleri tamam güzel hoş, ama bir sene boyunca her gece dinlerseniz artık her gece bunalım yapmaktan gına gelir ve ben gibi bırakırsınız dinlemeyi. ha şiirlerini hala dinler, hatta "İz Bırakanlar" adlı tv programını izlerim, orası ayrı.. sonraki bi dönem Rıza Karaağaçlı müptelası oldum.. o da güldürür eğlendirir, güzel konuşur, ama tabi her radyo programcısı gibi bi süre sonra kendini tekrar eder.. ve tabi ben yine bıkarım.. ee adamın formatı öyle naapsın, her gece ayrı bi şey yapacak değil, müzik dinletiyo, yayına bağlananlarla muhabbet ediyo, bitti.. sonra uzun süre radyo dinlemedim.. sanırım geçen seneydi, matrax dinler oldum, ama işte bu kez daha kısa sürdü dinleyişlerim.. yeri geldi radyoyu televizyona tercih ettim, radyo dinledim; bu aralar da bilgisayarı televizyona tercih edip nette vakit geçiriyorum.. bu belki de mecburiyetten gerçi, yaklaşık 10 gün televizyon yüzü görmedim, hani reklam bile izlemedim, evde tv yok çünkü :D ev arkadaşım gidince o da yola koyuldu tabi.. neyse bunlar mevzu bahis değil, lafı nereye getirmeye çalışıyorum diye düşünüyorum; sonuçta yine radyoyla noktalamam lazım o kesin.. çünkü asıl anlatacağım şey radyoya bağlı.. şiiri sevsem de bedirhan dinlemeyi bıraktıktan sonra, radyodan şiir dinlemeyi de bıraktım.. halbuki güzel şiir okuyup program yapan radyocular da vardı benim gözümden kaçan.. mesela radyo 7 deki Kahraman Tazeoğlu'nun yaptığı maviada.. gariptir ki dinlemesem de bu adamla bi şekilde karşı karşıya geldim.. ilk tanışmam bi arkadaş yoluyla oldu, Kahraman Tazeoğlu'nun imza günü var, sen de gelsene, demesi üzerine gitmiş, kitap imzalatarak ilk kez bi şairi yakından görmüş aynı zamanda şiirlerini dinlemiştim.. bu kez yine nette dolanırken eskişehir'e geleceğini duydum, ve yalnız da gelmiyodu bu kez.. radyo 7 ekibiyle birlikte.. gerçi diğer gelenleri tanımıyorum ama biri vardı ki, ismi hiç yabancı gelmedi, yav ben bu ismi tanıyorum dedim, allah allah nasıl hatırlamam filan.. neyse ertesi gün oldu, birlikte gitmek için bi arkadaş bulma çalışmalarına başlamıştım çoktan, ama kime sölesem onlar kim be tanımıyorum dedi.. neyse ki Ayşe, kimdi bu ya dediğim ismi tanıyomuş.. hani dedi bi şarkısı vardı, dur nasıldı, at savur at sevdanı bir yere fırlat.. diye mırıldanınca, tabiii ya nasıl hatırlamam Gökhan Türkmen ~ büyük insan..dedim.. internet yoluyla meşhur olan geçen senenin ünlülerinden.. ama önce şarkıyı söyleyeni gökhan türkmen değil de serkan diye biliyoduk, meğer o sözlerini yazanmış.. ee tabi ki bi de bunu öğrenir gidemezsem dinletilerine olmaz.. işte bugün gittim :) onu da ilk kez gördüm, diğer şarkılarını da ilk kez dinledim.. meğer kahraman tazeoğluyla radyoda birlikte program da yapıyolarmış.. ne yazık benim haberim yok.. keyifli iki saat geçirdim sayelerinde şiir ve şarkılarla .. hem çok da sakindi gündüz olduğu için sanırım..


soldaki Kahraman oluyor, sağdaki de Gökhan, ortadaki Samiymiş.. çok eğlenceli, rahat bi tip, sanki arkadaşlarına çalıyo, o kadar doğal :)

22.6.07

betty..




betty seni çok ösledik :D
ve bunu senin için hazırladık..
ama yeme artık, yuffen :)

21.6.07

Sessiz

herşey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı
sessizdir

dalda
yalnız ve dağılmış bir elma
yalnız ve yapraklar örtmüyor onu
gelen akşama
geçen akşamın içlenmeleri dadanmış
bu kahır sessizdir

içinin çıngarlarından yonttuğun
asi bir atbaşı gibi rüyalarının ucunda
umudun
sessizdir

filistinde akşamüstleri
sessizlik bir file somun gibi

İlhami Çiçek


tek bir cümleyle tanıdım İlhami Çiçek'i.
"yalnız hüznü vardır kalbi olanın.." diyordu bir şiirinde..
onun artık hüznü yok, artık o derin bir sessizlik içinde.. kısacık yaşamına sığdırmış her kelimesi acı kokan şiirlerini,
ve yitip gitmiş ardından bilinmezlere..
bize kalansa,
yine hüzün,
yine sessizlik..

20.6.07

19.6.07

nasıl anlatayım ki sana şimdi hissettiklerimi, bi şi düğümlendi kaldı ta şurama, boğazıma.. yavaş yavaş başladı vedalaşmalar.. sarılıp, kendine dikkat et tamam mılar..

- hakkını helal et..
- sen de..

nasıl unutur o günler, nasıl özlenmez o güzel yıllar.. az evvel ev arkadaşımı yolcu ettim, çok buruk oldu ayrılışımız.. dün, anaaa biz ayrılcak mıyız şimdi.. dediğinde gülşen, ben sarılıp başlamıştım ağlamaya.. ki eskiden içimde fırtınalar kopsa da damla gözyaşı dökemeyen ben! evet evet değişiyo insan:) üniversitenin koca dört yılı, gücümüz yettiğince ayakta kalmaya çalıştık.. birlikte geçirdiğimiz, ayrımızın gayrımızın olmadığı, zamanı gelip bir dilim ekmeği paylaştığımız şehir..
az kaldı seninle de vedalaşıcam, şu an pek farkında değilim, artık burdan tamamen ayrılacağımın, sanki yine yaz tatili sonrası dönecekmişim gibi geliyor, yani eskisi gibi.. o yok! bu macera bitiyo artık, artık başka bi şehirde olucam, hayatımda yeni bir dönem daha başlayacak; hiç bir şeyin burdaki gibi olmadığı.. çüknü artık öğrenci olmıycaz..

gücüm yetene kadar..

17.6.07

kaç zamandır sabah ezanını duymadan uyumuyorum.. gece gündüz oynuyorum yine kendimle.. saat 1! hadi tahmin et gündüz mü gece mi.. ahh şu ışıklar, hep aydınlık, hep gündüz, hep uyanığız.. gece olunca tüm ışıklar sönse, güneş battı hava karardı diye her yer karanlık olsa.. yok!! ışıklar açık..
bugün babalar günüydü.. daha kavuşamadım onlara, daha buralardayım, yine telefon bağladı bizi birbirimize.. hani iclal aydın babası uzağa gittiğinde, uçak! babama selam söyle diyodu ya, ben de açtım telefonu kendim söyledim.. iyiymiş, sağlıklı olmaları yeter bana.. gömleğini de beğenmiş :) canlarım.. arıyorum arıyorum evde yoklar bugün meğer köye gitmişler; çorak, terkedilmiş, kimsesiz köyümüze.. ben gitmeyeli de baya oldu, eskiden bayramlarda giderdik sonra o da kalmadı, halamlarda toplanmaya başladık.. köydelermiş, babanneme gitmişler.. kıyamam o da yalnız kâh bi kızında kâh öteki :) maşallah 90 a merdiven dayadı (yani tahminimce), sağlamdır, çalışkandır, azimlidir.. hepimizden de sağlamdır, buruş buruş elleri, sırf babamı dünyaya getirdiği için öpülür.. köyde büyüyen insan başka oluyor, sağlıklı, kolay yere gelmez, azimli, çalışkan.. babam da babanneme çekmiş işleyen demir ışıldar misali, ilerleyen yaşa rağmen durdukları yerde duramıyolar.. hiç sevmezler tembelliği, uyuşukluğu.. gençsen güçlü olmalısın!
babalar günün kutlu olsun.. allah başımızdan eksik etmesin..

BABALAR VE KIZLARI

babalar kızlarını kucaklayıp veda ettiklerinde
ve
kayıklarına binip sonsuz denizlere kürek çektiklerinde
kızları bilmez mi;
bir gün denizin öte yanında
babalarına kavuşacaklarını
yeniden küçük
bir kız olup
o "çok” özlediklerine
sımsıkı sarılacaklarını
ve bir
daha asla ayrılmayacaklarını?..

Yalçın Ergir

bu da Michael Dudok de Wit'in "Father and Daughter" adlı kısa filmi:



15.6.07


Serçe Telaşı


şaşkın serçe!

yerin yurdun

sokaklar değil senin,

sana göre değil kaldırımlar:

hızlı adımların gözü kör

yüreği acımasız

aldanma

yağmurun yerde sektiğine

bu koşuşturmaca tedirgin ediyor:

ikimizi de..


Fırat Gül

14.6.07



rüzgarla yürümek

Sen hep yürürsün yollarda ,yapayalnız.

Soğuk eser rüzgarla bazen aynı yöne esersin.

O da ayrılır senden ,belli zaman sonra.

Sen devam edersin bu yola,bir hoş çakal bile diyemeden.

Bu yolda yürürken ,tek başına.

Sesin çıkmaz olur bazen ,gözyaşın akmaz.

Elin tutmaz ,kalbin eskisi gibi atmaz.

Sanki organların tüm yaşam belirtilerini yitirmiştir.

Artık onları başkasına da bağışlayamazsın.

Gökyüzüne bakarsın sonra dersinki ;

İnsan güle ulaşmak için ,kaç papatya ezmiştir.

Keşke bende ezmeseydim derken.

Zaman nasılda bakar sana acı açı.

Son pişmanlık fayda getirmez ,dermişçesine.

Zeki Tepe


13.6.07

uyandığımdan şu vakte kadar uyurgezer gibi dolanıyorum ortalarda, gözlerim kapandı kapanacak, esnedim esniycem.. ders çalışmamak için elimden geleni ardıma koymuyorum.. en azından bir faydası olur diye dershaneye gidiyorum, şurda pek bir şey kalmadı kpss'ye.. tam dershaneden çıkarken Ayşe, insancıl'a uğrayalım, mesaj geldi hediye vericeklermiş dedi.. ee tamaaam dedim, uğrarız da, ne hediyesiymiş.. çok geçmeden bana da geldi zaten aynı mesaj, üyelerine kitap veriyomuş.. giderken düşünüyoruz, kesin dandik bir şeydir, satılmayan kitaplardandır, minik cep kitaplarındandır filan diye.. neyse yaklaştık ki, tek kitap almaya gelen biz değilmişiz, kalabalık dışarılara taşmış, ki normalde tamam güzel bir kitapçı ama bu kadar kalabalık olması mümkün değil.. ee nerde bizim kitaplar filan derken dışardaki bölümegöz gezdirmeye başladım.. tanıdık bir kitap/yazar aradım Kürşat Başar vardı o kalabalıkta görebildiğim, bir de Küçük İskender.. özellikle roman almak istemedim zaten okuduğum daha doğrusu okuyup bitiremediğim 2 kitap var.. en iyisi şiir dedim.. ve işte siyahlı beyazlı bi tercih yaptım, toplu şiirleri yazması seçimim için yeterliydi.. açtım, ilk gözüme çarpan şiir şu oldu :



Hikâye
anladık, uzakta bir parıltı var ve
lirler de kırık
hüzün ve ölüm eşittir hırsoluyor orada
metrelerce geceyi sarkıtılıyoruz
eski birer iki ölü gibi
şakaklarda mor damarlar
yetmiyor zaman dağınık düşleri
köreltilmiş gözleri sahiplenmeye

ve devam ediyor hayat
en lazım yerinden hızla incelmeye..

12.6.07


son zamanlarda merak ettiğim üç filmdi, edinip izledim üçünü de..
beynelmilel'in müzikleri güzel, film boyu kim bu, kim bu diye düşündüğüm dilber ay mış.. konu yine babam ve oğlum ve eve dönüş gibi.. 80 yılı türkiyesini daha doğrusu adıyamanını farklı bir yönden işlemiş.. beynelmilel bir şey olmuş..
prestij e gelince; cd sini alıp da ikinci bölümünden başlayıp izlediğim, ee noldu şimdi, film bitti mi, bu kadar mı dediğim, tüm heyecanını mahvettiğim film.. bir dahaki baştan izlediğimdeyse, insanlara, nesnelere, olaylara daha dikkatli bakmam gerektiğini öğrendiğim film ayrıca.. bakıyoruz ama boşuna (şapkalar) . . gayet akıcı bir filmdi.. ama çok fazla hırs iyi değil bence, tutkular..
deja vu ise çok sık yaşadığım o garip duygudan ismini alan film.. aa ben bu anı yaşamıştım dediğim çok olur, ee sonra?, yaşadın da nooldu diyorum kendi kendime.. gerçekten böle bir şey var mı yok mu, inanıyomuyum inanmıyomuyum bundan da emin değilim.. benim bu kararsızlığım gibi, film de enteresandı, gerçekten anladımmı anlamadımmı bilmiyorum.. filmde bu patlama yaşandı da, geçmişe dönülüp yani 4 gün öncesine, bu olayın olması engellendi mi, yoksa caaanım danzel'in bir deja vu sumuydu bu patlama.. neyse iyi, güzel çekmişler de bana hiç inandırıcı gelmedi bunlar, çoğu kez arkadaşlarla deee get olur mu öyle şey nidalarıyla izledik filmi..

8.6.07

dün, bir kitaba başladım.. bu tarz ilginç kitaplarlardan hoşlanırım.. bir kitabın başta konusu, sonra kapağı, yazıları, yazarı vs. kitabı alınır kılmalı.. bir forum sayfasında rastladım, anlatmışlar, "e" olmadan başlıklı bir konuda.. nasıl yani ya diyosunuz ilk bakışta, sonra nasıl bir kitap olduğunu anlamaya başlıyosunuz yazılanları okudukça.. kitabın, o harf kullanılmadan yazıldığı; dahası o harf kullanılmadan sözcük sözcük, harf harf uyarlandığı yazıyor.. şaşırdım doğrusu..iki üç gün sonra gittim aldım kitabı, dün başlayabildim okumaya.. durmadan o harfi arıyorum, bir taraftan okuyorum, yok valla bulamadım bir türlü.. konuya hakim sayılmam daha, sonra bi ara anlatırım ;)
kitap hakkında bir takım açıklama / tartışmalar var, onları da okudum, ilginç!! bakalım, kim haklı kim haksız, okuyup görürüz..