camdan kemikleri vardı
korkuyordu düşmekten
kırılıyordu inceden bedeni..
öyle camdan ki kalbimiz
şu sıralar
ikimizin de..
ben senden kırılgan
sen benden..
çarpıştık mı vay halimize
önce gözlerimizde birer damla
sonra uzun susuşlar..
biliyosun
aynı sen gibi olduğumu halbuki..
ama suç bende
alttan alan ben olmalıyım
göz ardı eden
susan
hoşgören..
ben olmalıyım hislerini saklayan..
gözyaşına aşırı duyarlılığımız var
istemesek de beliriyolar
biz masumuz..
yaşamın yan etkisi olmalı..
iclal söylerdi, bak yine açtım.."
şarkılar seni söyler
dillerde nağme adın
huysuz ve tatlı kadın..."
"Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…
Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…
Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da“
Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?“
Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.
Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
açtığımı gören olmuyor.
Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…
Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor.
Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor.
Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum.
Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep?
Gidemeyişine ağladın mı sende? Ne zaman eskiyor sevgiler?
Ödenen bedellerin acısı geçince mi? İşte böyle,
kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler."
''ezhibil-ba'se rabbi'nasi, eşfi ente'ş-safi la şifae illa şifauke şifaen la yugadiru sakmen"
"Ne kâbuslu günlerin olmuştu şimdiye dek,
İkliminde ne hayat kalmıştı ne de bir renk.
Hele bir müddet daha dişini sık ve sabret,
Öbür yanında da bir gün bahar tüllenecek..."
aralık da soyunup giderken 2007 den, bir gün farkla yeni bir yılın içerisinde bulucaz kendimizi 31 aralık - 1 ocak muallağında.. hiç bir yılbaşında olmayan bir beklentisizlik hakim içimde.. bu garip bi şi sayılmaz benim için.. hiç beklemediğim bir anda olan şeylerin mutluluğunu yaşarım en azından kendimce.. bu da bi şey.. yani umut hep var..
"nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde" li cümlelerim 2008de tarihe karışmış olacak.. içimdeki nedensizliğin faili bulundu.. ben masumum..
susacak payı bırakarak dudağımda
şimdilik yeter anlatacaklar..
sağlıkla..