27.1.08

saat

Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum
Saatimiz kaç
İkindi indi anne
Çöl sıcak
Bizi akşam haberlerine yetiştirmesinler
Söyle onlara
Gece güzel anne
Sen ve ben anne
Böyle güzel
Oku anne
Ağrımız dinsin
Söyle
Bir de melekler gelsin
Rüzgar anne
Beni tut
Dün dünde kaldı hadi unut
Say ki
İkimiz için bu dünya
Anne ışığa tut saçlarımı
Anne nura
Anne bir adım daha
Bakarsın sonrası
Sidretül münteha
Anne su
Biraz su anne
Yanmış bir çocuğum ben
Saçları kara
Gözleri kömür
Bizi bir ömür unuttular anne
Al beni koynuna
Sen aşktan da sıcaksın
Dünya kandırmadı beni
Kandırırsan
Sen kandıracaksın
Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum
Gün düşüyor
Yol uzuyor
Ellerime masallar konuyor anne
Kuşların isimlerini öğreten
Sabretmeyi de öğretiyor
Ben toğrağı seviyorum anne
Gazeteler gibi aldatmıyor
Büyük meydanlar kuleler heykeller gibi
Üstüme düşmüyor
Ben toğrağı seviyorum anne
Bana beni anlatıyor
Bir parça çamur anne
Bir nutfe
Sonrası elest
Çocuğum işte
Aklım bu kadar eriyor
Anne ağlama beni koruyan
Bütün yıldızları koruyor
Ne su karışıyor baldırana
Ne baldıran şifa oluyor
Her şey yerli yerinde duruyor
Saat anne
Galiba
Saat geliyor
Hadi dayan
Dayan anne
Cennetin yolu buradan geçiyor
Anne sıcak
Anne kum
Oku anne yoruldum
Yoruldum



ibrahim sadri
bir parantez içinden ibaretse anlattıklarım,
benim yaşadığım bir hiç !

24.1.08

bakmaktan vazgeçtim saate
zamanın bir önemi yok
su akıp yatağını buluyor

23.1.08

(:
















































adımlarıma adın karışıyor
yolum sana çıkıyor..
günleri sayıyorum
her gün sana
gün bitiminde..
günaydınımsın güne..
yeni güne merhabamsın..
umutsuzluğumun ışığı
çaresizliğimin tebessümüsün..
zamansızlığıma ânsın
yarım kalan mısramsın..
geldim sana
işte hep istediğin gibi
nerden başlasam
nasıl tamamlasam
bildiğim tek şey
geldiğim..
kıpırtısızdı kalbim geldiğimde
kapağındaydı kalemim oturduğumda
neden bilmem bu beklenmedik heyecan
işte karşımdasın
beklediğim an..
23.40.23.01.2008

22.1.08


gözyaşlarını içime çekmek istedim

acını sağaltmak..

yüreğini sıvamak istedim

çatlakları silmek..

20.1.08

gelseydin..

Sevgili!
Ümmü mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri,
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medinene uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz sultânım!
Rüyada olsa bile
Belki teşrif edersin diye
Hem de hiç kimseyi beklemediğimiz kadar.
Seni bekliyoruz.
Gelseydin,
Bizim için cennet olurdu gelişin.
Gelseydin,
Saadetli asrından gönderdiğin selâmını,"kardeşlerim" deyişini
Birbirimize nasıl anlattığımızı görürdün.
Gelseydin,
Dolaşsaydın sofralarımızı,
Bir tabak fazla görecektin,
Bir bardak, bir kaşık fazla...
Ve sofrada bir yer boş,
Baş köşe!..
Ola ki sen(a.s.m.) lutfeder gelirsin diye.
Gelseydin,
Dolaşsaydın gecelerimizi,
O "kutlu doğum" gecelerini,
Anneler görecektin.
Yeni doğmuşsun gibi,
Yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi,
Mışıl mışıl uyuyasın diye
Seni sabahlara kadar
Hayalen ayaklarında sallayan anneler görecektin.
Sevgili!
Gelseydin,
Medine-i münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi,
Eyyüb sultan gibi,
Kab bin malik gibi,
Bir fecir vaktinde,
Henüz yirmisinde yirmi beşinde,
Bırakarak yurtlarını ocaklarını,
Hedeflerine ilahi rızayı koyan,
Arkalarına bakmayı ar sayan,
Yiğitler görecektin.
Onlar senin yiğidin,
Elleri, o öpülesi elleri,
Kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarında üşürken,
Senin köyünün hayaliyle ısındılar.
Gelseydin,
Gecenin zifiri karanlığında,
Uykunun en tatlı aralığında,
Rabiatül adeviyye gibi rabbiyle başbaşa
Gençler görecektin.
Gözyaşı dökerken günahlarına,
Veysel karani'den istediğin gibi,
İnsanlığa dua eden gençler görecektin.
Gelseydin,
Asr-ı saadet gibi olmasa da,
Koklanmaya değer güllerimiz vardı.
Yine senin ikliminde yetişen.
Ama sen gelseydin,
Dikenler bile gül kokardı efendim(a.s.m.)!!!
Seninle göz göze gelmeden gizli gizli seni seyretmek...
Hz.vahşi gibi...
Hani sen hane-i saadet'ten mescid-i nebevi'ye giderken
Aişe annemiz ardından hayran hayran bakardı.
Seni mescidin önünde bekleyen ashabı'nınsa
Bakışları yerdeydi.
Edepten göz göze gelmezlerdi.
Sende(a.s.m.) tebessüle nazar ederdin.
Mütebessim çehreni bir ebu bekir(r.a.) görürdü,
Bir de ömer(r.a.)...
Şimdi okununca ezan-ı muhammedi
Pencerelerde, kapı önlerinde,
Seni(a.s.m.) bekleyen nemli gözler var.
Gelseydin,
Ve yürüyüp geçseydin önümüzden,
Gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize.
Sevgili!
Hakiki aşıkların sana doğru uçarken
Bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti.
Dünya güzelliğiyle kollarını açarken
Bize düşen el açıp kapında beklemekti.
Sevgili!
Bekliyoruz!...

14.1.08

kâğıt doldurmak da rahatlatmıyor artık içimi
ikili bilinmezlikler(imiz)le kayboluyor
çoklu susuşlarda dilleniyorum
aynalardaki gülüşümü kaybetmesem de
sana bakmayı yeğliyorum..
eksiklerinin boşluğunda
artık topluyorum..
yürüdüğümü gören olmuyor,
boş odalarda seni bekliyorum..
gelmeni..
dönmeni,
ağır aksak adımlarla..
doldur boşlukları
odalar sen koksun
dağılan yanlarımız
sende toplansın..
mazisizliğime
bir yenisi eklensin
bunları da unutalım
ya da bizden başka bilen olmasın..
19,34,12,01,2008

.

Herkes kendi acısıyla kavruluyor hayatta. Kimse kimsenin yağına pişt diyemiyor. Mahkumu oluyor yitirilmişliklerin. Mahkum ederken kendini çaresiz umuda, mahrum kalıyor alışkanlıklarından. O teslimiyet yok mu kadere; boyun eğiş yok mu , önünde boynu kıldan ince olunana.. Herkes kendine doluyor.. Ufuk çizgisinin arkasındaki baharı göremeden de; varolmanın şükrüne, o baharın bir gün geleceğini ekleyebilmek. Katık etmek mutlulukları gözyaşlarına. Katmak umudu, sevinci ve gülümsemeyi düşlere. Düş yorgunu günlerin sabahını hayal etmek.. eski günleri, yürümekten yorgun düşen bedeni.. Ve dua etmek dua ettirene..
00.34.08.01.2008