19.10.08
M.kemal
nedense hep bir HİSsimi anlatmaya meyilliyim sana. ne zaman yapışsam bi klavyeye ya da kaleme hep bi his anlatmaya çalışıyorum. bu his anlattığımda ne kadar anlaşılabiliyor bilmiyorum aslında ama biraz da somutlaşıyo sanki içimde o his. zaman mekan insanlar ya da herhangi başka bişey önemli değil.. sadece ayrıntı.. içimi acıtan bi histi özetlemek gerekirse.. şöyle başladı..4.sınıftan bir öğrencim.. mustafa kemal.. ufak tefek zayıf bişey. konuşkan güleç zeki bir o kadar da.. tahtadakileri deftere geçirmesini söylemiştim bi gün derste.. yazmayınca ısrar etmiş sonradan görmüştüm parmağının kanadığını. kesmiş nasıl olduysa.. kanadığı halde yazmaya çalışıyor ısrarım üzerine.. tamam dedim sen yazma istersen.. devam etti yine de.. sonra tenefüste birilerinden yara bandı buldum ve yapıştırdım küçük parmağına.. sıradan bişeydi sonuçta, olabilir insanlık hali hani.. sonra parmağımla uğraşırken ben de derisini koparıp kanattım, nası oldu anlamadan.. saatlerce sızladı resmen ufacık şey. aynı acıyı hissettim.. yara bandı yapıştırdım ben de parmağıma.. aradan bir kaç hafta geçti geçmedi.. babasıyla tanıştım bugün mustafanın.. fatih kısaparmak'ın 'benim babam' şarkısındaki gibi biriydi aynen. nasıl diyordu : "bu adam benim babam, derdi dağlardan büyük çaresiz beli bükük.. bir gün olsun gülmemiş rahat nedir görmemiş gözyaşını silmemiş.. bir lokma ekmek için kimseye eğilmemiş. bu adam benim babam.. bir kapıyı kapayan gene açar babam allah büyüktür babam.." babasının biraz daha bahsetmesinden sonra aileden, içimdeki sızının arttığını hissettim ve dışarıda buldum kendimi.. o daha çocuktu.. ben de kendimi onun kadar çaresiz hissetmiştim çokça ve yine o an da.. o daha 11 yaşında dedim kendime. şanslısın, şükret haline..
Subscribe to:
Posts (Atom)