sevgili blog,
içimde bi şey var.. nasıl anlatayım.. içim yanıyor gibi.. çeşmeye ağzımı dayayıp kana kana su içesim var.. ellerim üşüyor.. bugün pazar.. kendi halinde, sessiz, sıradan, tatsız bi gün. öğlene kadar uyumanın verdiği uyuşuklukla, hiç bi şey yapasım yok.. saatlerin birbirini devirmesini, saatin 00.00 olup, yine uyumayı bekliyorum.. o derece isteksiz işte..
yine gelirim.
hoşça kal günlük..
27.9.09
9.3.09
yoruldum..
aslında ben bıraksam gözyaşlarım anlatsa.. onun dili daha sade ve anlaşılır olurdu. neyse yine ben anlatayım. bi sene olucak bikaç ay sonra. aklıma gelmediğin gün olmadı. her gün seni unuturum korkusuyla yaşadım. ilk zamanlar güldüğümde bile vicdan azabı duydum. seni üzmek istemediğim için kendimi tuttum. işte öyle böyle derken zaman geçti gitti. o zamanlara dair yazdıklarımı okuduğumda, yaşadıklarım bir bir gözümün önünden geçti. her sahne. her acılı bekleyiş. her yalnız kare. her yağmur. her toprak tanesi.. çoğun da içimde kaldı. sanki normal olan anlatmamak gibi geliyor. çocuklarım olduğunda anlatamıycak mıyım seni onlara. halbuki ben hiç unutmak istemiyorum kolundaki beni, yüzündeki çizgileri, gözünden eksik olmayan yaşları, seninle ilgili her ayrıntıyı hatırlamak istiyorum. çünkü sen bensin. ben senim. annemsin. sesini unutmak istemiyorum. kızım diye seslenmeni, hep beni düşünmeni.. niye kalbimde bi eksiklik var, hiç bi duygusallık bunun üstünü örtmüyor. hiç bir sarıldığım kucak senin kadar sıcak değil.. ben hep bi sıcaklık arıyorum aslında. artık hayatımda olması gereken birini. her kadın anne olmalı, o güzel duyguyu yaşamalı, yaşatmalı kendini bi sonraki nesillere.
"Anne sıcak, anne kum, oku anne! yoruldum.. yoruldum.."
"Anne sıcak, anne kum, oku anne! yoruldum.. yoruldum.."
19.10.08
M.kemal
nedense hep bir HİSsimi anlatmaya meyilliyim sana. ne zaman yapışsam bi klavyeye ya da kaleme hep bi his anlatmaya çalışıyorum. bu his anlattığımda ne kadar anlaşılabiliyor bilmiyorum aslında ama biraz da somutlaşıyo sanki içimde o his. zaman mekan insanlar ya da herhangi başka bişey önemli değil.. sadece ayrıntı.. içimi acıtan bi histi özetlemek gerekirse.. şöyle başladı..4.sınıftan bir öğrencim.. mustafa kemal.. ufak tefek zayıf bişey. konuşkan güleç zeki bir o kadar da.. tahtadakileri deftere geçirmesini söylemiştim bi gün derste.. yazmayınca ısrar etmiş sonradan görmüştüm parmağının kanadığını. kesmiş nasıl olduysa.. kanadığı halde yazmaya çalışıyor ısrarım üzerine.. tamam dedim sen yazma istersen.. devam etti yine de.. sonra tenefüste birilerinden yara bandı buldum ve yapıştırdım küçük parmağına.. sıradan bişeydi sonuçta, olabilir insanlık hali hani.. sonra parmağımla uğraşırken ben de derisini koparıp kanattım, nası oldu anlamadan.. saatlerce sızladı resmen ufacık şey. aynı acıyı hissettim.. yara bandı yapıştırdım ben de parmağıma.. aradan bir kaç hafta geçti geçmedi.. babasıyla tanıştım bugün mustafanın.. fatih kısaparmak'ın 'benim babam' şarkısındaki gibi biriydi aynen. nasıl diyordu : "bu adam benim babam, derdi dağlardan büyük çaresiz beli bükük.. bir gün olsun gülmemiş rahat nedir görmemiş gözyaşını silmemiş.. bir lokma ekmek için kimseye eğilmemiş. bu adam benim babam.. bir kapıyı kapayan gene açar babam allah büyüktür babam.." babasının biraz daha bahsetmesinden sonra aileden, içimdeki sızının arttığını hissettim ve dışarıda buldum kendimi.. o daha çocuktu.. ben de kendimi onun kadar çaresiz hissetmiştim çokça ve yine o an da.. o daha 11 yaşında dedim kendime. şanslısın, şükret haline..
4.9.08
A Ğ I T

savrulsun gözyaşlarım
yatışsın yapraklar..
aç ellerini..
yandır yüreğimi
uyandır kapanan gözlerimi
fısılda gökyüzüne..
damlasın elif elif
dudağımdan hüzün..
özledim seni..
aç kalbini..
sarsın üşüyen, titreyen, bekleyen beni
ruhun..
çıkar bütün günahlarımı,
ahlarımı, kaçışlarımı..
götür beni dua dua yanına..
huzurum ol..
05.56
04.09.2008
22.8.08
9.8.08
Ben bir türlü kıramadım
Yar şu kara bahtımı
Sevdalarda yenildim
Alamadım tadını
***
Her sevdanın sonu aynı
Hep acı ve hep efkar
Her sevda sonrası sancı
Aynı dertler yaralar
***
Yine yollar yolculuklar
Yine terki diyar
Bilinen son ayrılıklar
Yine terki diyar
***
Yine yollar yolculuklar
Yine ayrılıklar
Bilinen son yalnızlıklar
Yine terki diyar
Söz - Müzik : Adnan Ergil
leman sam - terk-i diyar
****

Şimdi uzak bir kenttesin
Ve yağmur yağıyorsa
Düşüyorsam yüreğine tane tane
Gelirim, serilirim kıyılarına
Gelirim, karışırım çığlıklarına
Sokulurum derin (seher) uykularına
Bak işte akşam oldu
Ve suskundur tüm sokaklar
*****
Çok uzaklarda bir kadın
Yüreğinin perdelerini sımsıkı kapatmıştı
Belki de bu perdelerden bunalmıştı
Karanlığa alışan gözleri
Yüreğinin kaynarında yanıyordu
İçinde köpekbalıklarının boğulduğu
Bir Kızıldeniz saklıyordu
Kirpiklerinin kıyısındaydı
İlk damla ayrıldı buluttan
Sonra ikincisi...
Üçüncüsü
Issız sokaklardan, kırmızı kiremitlerden
Toz yükseliyordu
Hangi kaçış uğultusunu dindirebilir
İçinizdeki mavi karlı ormanın
Hangi çınar
Dallarının kırıldığı yerden inlemez
Sonunda dağlayanı olmuşsa ömrünüzün
O sağnaktan orda kalan
Sargılar sarabilir mi yaralarınızı
O liman yürekte değilse eğer
Artık nereye sığınır insan
Bir ırmağın sesini alıp
Gitmek istiyorum
Sevdiğim hoşçakal
***
Gelirim, serilirim kıyılarına
Gelirim, karışırım çığlıklarına
Sokulurum derin (seher) uykularına
Bak işte akşam oldu
Ve suskundur tüm sokaklar
söz :Aydın Öztürk
onur akın - gelirim
2.8.08
28.7.08
19.7.08
öyle yaklaşıyorum ki..
acıya dokunuyorum
ateş sıcak
ve su ırak
işte toprak ve ben..
ellerim uyuşmuş sanki
ter, irin, gözyaşı..
beyazlar içindesin..
yokluğun yakıyor..
talazlanan ateş üfürüyor her zerresinde
hasret ve özlem küllerini..
beyazlığıma kül düşüyor
ateşte yanan ruhum üşüyor
körükleniyor damlalarla yalnızlık
yaz akşamlarında..
bir oda daha seçiyor kendine gönül,
bir satır, bir şehir..
bir nefes daha yitiyor her saniye,
bir katre, bir adım..
bir yanımda ateş..
içindeyim yakıyor..
bir ferahta ten..
kaçmak kâr etmiyor..
yine yakıyor..
acıya dokunuyorum
ateş sıcak
ve su ırak
işte toprak ve ben..
ellerim uyuşmuş sanki
ter, irin, gözyaşı..
beyazlar içindesin..
yokluğun yakıyor..
talazlanan ateş üfürüyor her zerresinde
hasret ve özlem küllerini..
beyazlığıma kül düşüyor
ateşte yanan ruhum üşüyor
körükleniyor damlalarla yalnızlık
yaz akşamlarında..
bir oda daha seçiyor kendine gönül,
bir satır, bir şehir..
bir nefes daha yitiyor her saniye,
bir katre, bir adım..
bir yanımda ateş..
içindeyim yakıyor..
bir ferahta ten..
kaçmak kâr etmiyor..
yine yakıyor..
16.08.2008
16.7.08
keşif
anahtar yerdeydi.. sakince kapıyı açtım ve içeri girdim.. her şey yerli yerinde ve gayet sade bir evdi. odaları gezmeye başladım. çalınacak bir sürü şey vardı aslında ama benim amacım bu değildi. yatak odasına girdim. yerde halı yoktu. iki tekli yatak yanyana getirilip birleştirilmiş. iki yana çektim ikisini de, içlerine baktım, bir şey arıyor gibiydim ama hayır.. dışarıdan ışık düşüyordu yatağın üzerine. eski hallerine getirip odadan çıktım. huzur bulmuştum sanki bu evde, öyle dingin, öyle sadeydi her şey.. dışarıdaki araba seslerini, çocukların bağırışarak şakalaşmalarını hiç duymamıştım keşfederken evi. evin sahibi gelir korkusu yoktu içimde, dolaşmadan çıkmak istemedim. kapıda karşılaşmazsak benim eve girip gezdiğimden haberleri bile olmayacaktı.. vazonun iki santim yana kaydığını ya da bardağı masanın üzerine değil de tezgaha koyduğumu farketmezlerdi heralde.. her şey aynıydı ilk bakışta. benim evime de biri girip böyle gezse ve benim bundan haberim olmasa ne hissederdim acaba.. gizemli bir şeydi bu. hırsızlık değil keşif için gezmek bir yabancının evini.. tekrar bakmadım televizyonu kapattım mı, yediğim eriği çöpe attım mı, karyola olması gerektiği gibi düzgün mü diye.. antredeydim ve dışarıdan sesler gelmeye başladı. bir erkek sesi, içeriye sesleniyordu.. evin erkeği mi yoksa komşulardan biri mi ayırdına varamadım.. kapıdaki delikten dışarıyı izliyordum, ışık yanıyor, esmer adam hala konuşuyordu göremediğim birileriyle.. diğer kapıların kapalı olduğunu gördüm ve ışık sönmeden dışarıya çıktım. kapıyı çektim. etrafa bakındım görünen kimse yoktu, adamın sesi hala geliyordu.kilidi bir kez çevirdim ve anahtarı yine terliğin içine koydum, terliği ters döndürdüm gelip geçenler farketmesin diye. kimse gelmemişti ben evdeyken. merdivenlerden indim yavaş yavaş, kimseyle karşılaşmadım, apartmandan çıktığımda havanın sıkkın ve dışarının gürültülü olduğunu farkettim. evin içindeki huzurlu ve sakin ruh halim birden kayboldu insanları görünce..
sonra kapı çaldı iki kez. gelen babamdı. uyandım..
sonra kapı çaldı iki kez. gelen babamdı. uyandım..
Subscribe to:
Posts (Atom)