-uyumam lazım (
-püüüüff.
-ben horlamam ,)
27.2.07
25.2.07
tarihler 14 şubatı gösteriyor, tarihin bir önemi yok burda gerçi ama eklemek istedim sadece, yakın ya o bakımdan.. yine bahsettiğim mekandayım, camdan dışarıya filan bakındım, hava puslu, yerler az ıslak, sanırım yağmur çiselemiş, içerden biraz soğuk görünüyor dışarsı. sonra yine uzanıyorum ve uyuyakalıyorum. ve rüya görüyorum, hayret! hiç olmazdı ) tabi ki ben de şaşırmıyorum. az önce yaşadığım sahne aynen rüyamda. pencerenin önündeyim, dışarıyı seyrediyorum, önce yağmur yağmaya başlıyor, kanepeye oturuyorum. bir kaç dakika sonra yine dışarıya bakıyorum, bu kez hani lapa lapa kar yağıyor derler, ben öyle demiycem ; bu resmen topak topak, ya yok öyle de değil. nasıl anlatayım.. kocaman kocaman yağıyor ama yuvarlak değil yassı şekilde.. çok şaşırıyorum içerden izlerken, her yer bembeyaz oluyor. uyanıyorum, dışarıya bakıyorum, yağmur dinmiş ( tabi ki hemen en güzel tabir edeninden sözlüğümüze bakıyoruz, şöyle yazıyor :
"KAR, hayatın değişeceğini, güzel günlerin yaklaştığını, dertlerin biteceğini haber verir. pencereden yağan karı seyretmek, sorunların ve üzüntünün çok kısa sürede son bulacağına ancak bir tehlike atlatılacağına işaret eder."
inşallah diyerek ben de aynısına yoruyorum, mevsiminde yağan kar olduğu için )
24.2.07
çok fazla yemek yemediğim halde nedense çok susuyorum bu aralar. eminim ki litreyi geçiyordur, tabi başka insanlar için normal olabilir ama ben kışın günde bir bardak su içerim o da aklıma gelirse.. sonra durduk yere canım şekerli şeyler istiyor, çayı zaten şekerli içiyorum, çayına şeker atmayan olursa, görgüsüzlük yapıp onlarınkini de alıp yiyorum. çikolata yediğimde aniden tuzlu bir şeyler yiyesim geliyor, mesela zeytin, bu hissi engelleyemiyorum, garip!
bu arada, bir kaç site keşfettim, eğlenceli.. ayrıca interneti hiç de etkili kullanamadığımı anladım. araştırma için istifade etmemişim hiç gördüm ki. yukarıda sık kullanılanlar diye bir şey varmış, hangi akla hizmetse kullanmıyomuşum daha önce. uzun uzun site yazıyodum, salak explorer hatırlarsa ancak tıklıyordum, geliyordu site. bildiğim yolları tercih ediyorum hep, buralarda ne varmış bakalım dediğim yok :) yeni şeyler bulmak güzel oluyo arada bir:)
bu arada, bir kaç site keşfettim, eğlenceli.. ayrıca interneti hiç de etkili kullanamadığımı anladım. araştırma için istifade etmemişim hiç gördüm ki. yukarıda sık kullanılanlar diye bir şey varmış, hangi akla hizmetse kullanmıyomuşum daha önce. uzun uzun site yazıyodum, salak explorer hatırlarsa ancak tıklıyordum, geliyordu site. bildiğim yolları tercih ediyorum hep, buralarda ne varmış bakalım dediğim yok :) yeni şeyler bulmak güzel oluyo arada bir:)
23.2.07
denge arayışım süregelen bir durum..tdk diyorki "denge" sözcüğü için ilk anlamında:
1. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.
beni ikinci anlamı ilgilendiriyor daha çok :Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar: "Ruhsal denge."
ruhumdaki istikrara bir türlü ulaşamadım, dalgalı sürekli, dengesiz.. sadece bu aralar değil, çoğu zaman kendimi hissettiğim hal, tedirginlik, bir yerlere ait olduğunu hissedememe.. dengeyi sağlamak için gerekli değişkenlerin herbirinin belli bir ayarda olması gerekli. bendeyse ya hep ya hiççilik var. hayatımda bir şey ya oluyor ya hiç olmuyor. bölünmeleri ayarlayamıyorum gerektiği dengede...
anlatmak istediğimi anlatamıyorum ya bu durum beni çileden çıkarıyor, üfff işte yine aynı durumdayım : dengesizlik..
dengesiz olduğumda karar vermem de oldukça güçleşiyor, neyi nasıl ne zaman yapacağımı konusunda gel gitler yaşıyorum.
böyle durumlarda en iyisi, yaptığın her neyse bırakıp bir kenara, müzik dinlemek, en rahatlatıcısından, dengeleyicisinden > işte şimdi dinlediğimden tercihen :
Alberto Iglesias - the constant gardener soundtrack
22.2.07
21.2.07
hangi harften başlasam yazmaya, hangi kelimeden hangi cümleyle.. anlatabilecek mi içimdekileri bunlar? harflere yüklediğim anlam kelimlerle cümleyle yansıtabilecek mi beni.
niye yazıyorum ki? açıklayacak neyim kaldı? anlatabilecek neyim var ki? bu bir düşüş değil yaşadığım, olsa olsa yeniden diriliş. bu kaçıncı diriliş? bu kaçıncı "evet bu kez olacak deyişim", bu kaçıncı kendine gelme çabaları, beyhude kendini kandırmalar.. yaşanacaksa yaşanacak buna itirazım yok, ama kendimi bulamıyorum, ben olmuyor yeni dirilişte, farklı bir ben artık. bir kez daha nasibini almış.. hocanın sorduğu soruya doğru yanıt veremeyip, git otur yerine denen çocuk misali. bir işe yaramadığını hissettiren duygular, beyninin içini kemiren aitsizlik hissi.
rüzgardan yana yatmış bir söğüt ağacı gibiyim, desteğe ihtiyacım var. bu yıl çok rüzgarlı fırtınalı geçti, hep gittim geldim, gittim gelemedim.. ama biliyorum güzel günler göreceğiz, hep böyle diyorum ya, bu bir gün olacak. yani inşallah.
yine kabuk bağlama mevsimi..
niye yazıyorum ki? açıklayacak neyim kaldı? anlatabilecek neyim var ki? bu bir düşüş değil yaşadığım, olsa olsa yeniden diriliş. bu kaçıncı diriliş? bu kaçıncı "evet bu kez olacak deyişim", bu kaçıncı kendine gelme çabaları, beyhude kendini kandırmalar.. yaşanacaksa yaşanacak buna itirazım yok, ama kendimi bulamıyorum, ben olmuyor yeni dirilişte, farklı bir ben artık. bir kez daha nasibini almış.. hocanın sorduğu soruya doğru yanıt veremeyip, git otur yerine denen çocuk misali. bir işe yaramadığını hissettiren duygular, beyninin içini kemiren aitsizlik hissi.
rüzgardan yana yatmış bir söğüt ağacı gibiyim, desteğe ihtiyacım var. bu yıl çok rüzgarlı fırtınalı geçti, hep gittim geldim, gittim gelemedim.. ama biliyorum güzel günler göreceğiz, hep böyle diyorum ya, bu bir gün olacak. yani inşallah.
yine kabuk bağlama mevsimi..
20.2.07
artık /
artık ne bir şiir anlatabilir ikimizi,
ne de bir yazı
ifadesiz iki paragraf olduk sonunda
benimki anlatım bozukluklarıyla dolu
seninki yazım hatalarıyla..
hiç kimse anlayamıyor ne seni? ne beni..
seni anlatan tüm yazılar noktalandı
gelmiyor artık devamı
yazılmıyor sana dair duygular
artık yokluğun olacak
/
ben kendimi anlatıyorum artık
kendimleyim de ondan
olmayan seni nasıl anlatabilirim
kısır bir döngü seni düşünmek
her düşünmeye başladığımda
yine aynı yerimde buluyorum seni
düşünmek veya düşünmemek arasında
hiç bir fark yok.
olmanla olmaman arasında da
olmadığı gibi..
ne de bir yazı
ifadesiz iki paragraf olduk sonunda
benimki anlatım bozukluklarıyla dolu
seninki yazım hatalarıyla..
hiç kimse anlayamıyor ne seni? ne beni..
seni anlatan tüm yazılar noktalandı
gelmiyor artık devamı
yazılmıyor sana dair duygular
artık yokluğun olacak
/
ben kendimi anlatıyorum artık
kendimleyim de ondan
olmayan seni nasıl anlatabilirim
kısır bir döngü seni düşünmek
her düşünmeye başladığımda
yine aynı yerimde buluyorum seni
düşünmek veya düşünmemek arasında
hiç bir fark yok.
olmanla olmaman arasında da
olmadığı gibi..
18.2.07
dokun! ma

bitmeyecek bu kısır döngü..
hep sil baştan yaşıyorum
neye başlıyorsam yarım kalıyor
elimi uzatsam,
ufacık da olsa yeltensem ulaşmak için, daha dokunmadan geriye atılıyorum, adını koyamadığım bir hisle. bu his bir yerlere ait olamama, hiç bir yere tutunamama hissi olabilir mi?
yarım kalmışlarımı tek tek çıkarıp onarmam gerekli, artık nadas zamanı. içimi kemiren olmazlar, ulaşılmazlar, olmayacaklar, olmamalılar, bir bir düzenlenip olmayacaksa rafa kaldırılmalı. artık işi yoksa, kaldırıp atılmalı, ya da gömülmeli, üzerine toprak atılmalı.
kusmamalıyım böyle her şeyi,
bırak bari birazın içimde kalsın
geri alma bana verdiklerini,
zararı olmaz onların sana,
ne yapabilirim ki
artık eksiltmez bende kalanların seni..
geri giderim,
olmadığın zamana
yeniden başlarım o tarihten
çok kolay
çok denedim
bu ilk değil.
ama bilme en iyisi, sen artık....
hayır hayır
susmalıyım
en çabuk kim durdurabilir beni
söyle kalbime
dökmesin hislerini kelimelerle sayfalara
içimde daha güzelsin..
sen
hayır..
sen sus, tüm hata benim
benim suçlu, benim her şeyi karalayıp bir kenara atan
toplamaya çalışmasınlar
sen zaten yoksun
kalanlar kalsın dokunma..
Subscribe to:
Posts (Atom)