30.4.08

yAKIN öLÜM

en sonunda akla gelir,
gözlerden uzakta.
Gönül arzulamaz,
can ürker,
ten dokunmak istemez.
Ne ki son,
her an yanıbaşımızda
bir lezzetin bitişi gibi,
araya giren ayrılık gibi,
taş gibi katı, su gibi gerçek,
ışık kadar orta yerde,
ve toprak kadar yakın.
Yakın ölüm
ölüm yakın...
Her an biraz daha toprak,
her an biraz daha komşu,
ölüme nişanlıyız,
doğduk bir kere,
geldik, gidiyoruz...
Elde kalan kum fırtınası
ve bir avuç dua
ve bir melek yakınlığı...

sENAİ dEMİRCİ
(cAN kIRIĞI kİTABI'NDAN)

26.4.08


kalktım aniden

titreyen

kalbimmiydi her gün..

yermiydi bu kez gidip gelen..

elini aradım ayağım eşikte..

bu kez baba 'ydı o an ilk seslendiğim..

sana özlemim de titredi..

ölüm

gidip

gel

di

sonra yine durulduk..
01.27/26.04.2008

24.4.08

bir kelimeye birden fazla anlam yüklerken kayboldum yokluğunda..
düz yolda yalpalarken sen oldum aslında..
nerde olduğumu unutmuşken buldum seni iki söz aralığında..
çatlaklardan su sızıp, boşlukları doldurmasa
ve
normalleşmese her şey!
n'olur
unutturma..

..

"kellâ seya’lemûn. summe kellâ seya’lemûn"
(Nebe 4/5)

20.4.08

kendime gelmeliyim..
bir an evvel !!
aslında bugünü ve dünü anlatmalıydım ama neyse..
(:

19.4.08

..geçiş..

sözler mânâya ulaşmadan noktalı.
harfler daha seni söylemeden öksüz..
aydınlığıma giden yolda toprak oluyorum..
yağınca besleniyorum..
belki ikinci kez
doğuyorum..
orda senleşiyor
büyüyorum..
karışıyor her şey..
seni çağırıyorum,
yağıyor...
01.03
***
garip..
seni düşünmek.
yürümek.
yemek.
gülmek.
her şey çok garip..
yaşamak.
özlemek.
istemek .
silmek.
seni siliyor hücrelerim
tek
tek..
her parçanı götürüyor
yavaş
yavaş..
kalmıyorsun..
eksiliyorum..
farkında değilim
gidiyorsun..
garip...
her şey çok garip..
ölmek..
bırakmak..
...
..
.
01.53
***
duraksın gülüşlerime.
perdesiz sesleniyorum susuşlarıma
es olup geliyorsun
en sen yanıma..
çevirdiğim kilitlere söylüyorum
gelmeyeceğini..
ördüğüm duvarlara
senin bıraktığın
masumiyet ve hüzün harcından katıyorum...
hee yakam sana bakıyor..
maddîleşiyor yokluğun her an..
an be an
aşınıyor senli yanlarım
sadece sen olmaya başlıyor
ben adıyla..
alışıyor bedenim hasretine toprağa..
02.19
***
vicdanım hapsinde sensizliğe alışmak hapisanesinin..
demir parmaklık yok..
gardiyan yok..
bilmem ne kadar sürer hükmüm..
özgürlük le
sensizlik arasındayım..
esaretim bedelini,
bekleyiş,
özlemek,
ve sabretmekle ödüyor..
öyle işte..
02.30
19.04.2008
nzn

10.4.08

Dua Göğü

İncecik fısıltılarımı gizli saklı yakarışlarımı koynunda ninnileyen gök/çe topraksın Sen.
Fanilik sancılarımdan taşı(r)dığım, ayrılık dertlerimden s/aldığım yağmurları göğe yükselten kutlu güneşsin Sen.
Varlığımın titrek kanatlarını ebedî kabullenişin seccadesinde yatıştıran serin rüzgarsın Sen.
Özlemlerimin kırgın bakışlarını sonsuzluk semasının ufkuna taşıyan rahmet ışığısın Sen.
Kirli paslı kalıbımı sorgusuz sualsiz itaat kalıbında yoğura yoğura temize çeken mahbubiyet elisin Sen.
Boynu bükük yakarışlarımı, yüzü yerde arzularımı şeksiz şüphesiz makbul olan nefesine dolayıp okşayan şefkat fısıltısısın Sen.
Bir denizi kağıda döker gibi, göğü avuçlarıma indirir gibi, dudağımda inciler büyütür gibi, sesime sesin dokunur gibi salavatlarca tebessümünü gördüğüm aşinalık vechesisin Sen.
Dua göğüm, muştu güneşim, teselli yağmurum, muhabbet meltemim; ne hoş duruyorsun aramızda, yanımızda, yöremizde.
Merhamet durağım, metanet sığınağım, huzur barınağım, hep yüzüne yüzüne vardığım Efendim; ne çok oluyorsun dillendiremediğim hayranlıkların arefesinde, yetişemediğim minnettarlıkların zirvesinde…
Senin ubudiyetinin toprağına attığım tohumlar gibidir kalpsiz secdelerim.
Senin mahbubiyetinin denizine akıttığım nehirler gibidir arsız isteyişlerim.
Senin miracının göğüne dal budak, salkım saçak uzattığım ağaçlar gibidir dilsiz dualarım.
Sözümü miraca eriştiren Efendim.
Sesimi duaya yetiştiren Efendim.
Yüzümü secdeye bitiştiren Efendim.
Yüz buldumsa varlığa, Senin Yüz’ünden Efendim.
Yakınlığından seslenirim.
Söz oldumsa Var Eden’e, Sana inen Söz’den Efendim.
Yakınlığından nefeslenirim.
Yüz’lerce sâlât ve Söz’lerce selam Efendim.
Şükür ki bu paslı dudağa emanettir Sana verilecek selamlar.
Şükür ki bu kirli dile değmektedir Sana edilecek salatlar.
Sesimi çoğaltan, sözümü yükselten
aczimi ve fakrımı Kadir-i Rahîm’in dergahına taşıran “Dua Göğü”m
Efendim.

Dr. Senai Demirci

9.4.08

hayatımın hangi dönemini yaşıyorum bilmiyorum. kış mı yoksa bahar mı. ama sensizliğimin ilk ayı. "Eline sağlık!" demeden geçen bir ay.. kapının zilini çaldığımda benim geldiğimi tahmin edebildiği halde "kim o?" diyen sesi duymadan geçirdiğim günler.. "neler vardı daha göreceğin" demenin kadere inanmak la ters düşmek olduğunu bildiğimden, düşünmüyorum neler yaşayamadığımızı birlikte.. gideceğini söylemeden gidişlerden seninki. bilen yok ki ne zaman gideceğini..
boğazımda bir düğüm gidişin..
çözmeye hiç çalışmadığım..
bazen bir satırda buluyorum seni, bazen bir ezgi bazense bir eşyada, bir yüzde, bir yudum, bir dokunuş..
her şeyim senmişsin gibi sanki.. bakıyorum sen, bakıyorum yokluğun.. sonra işte bir cümle :
"insan olmanın sırrı, sabır testisinden şükür içmektir." diye fısıldıyor bıraktığın düğüme.. bir daha okuyorum.. sabırsın sen bu cümlede, şükrü müjdeliyorsun aynı zamanda.. sabret gönül, şükret!
ki varsın, insansın..
bir melodi düşüyor kulağıma kendi sesimden..
yaralı kalbim..savrulup git sen derüzgara! Ağla, mazidir şimdi senin olan.. hadi diyorsun gel artık içeri.. hiç gitmemişsin gibi sesin, hadi gel diyor..
bakıyorum.. çiçeğin saksısında kalmış tembihin : "dibinden su ver, kurutma emi!"
bir düğüm daha atılıyor boğazıma.. hepsi sensin, çözmek istemiyorum..
tepsiye 3 çay bardağıkoyduğumda yakalıyor beni gidişin.. babama bakıyorum, o gün aklıma geliyor.. hiç sessiz oldu biliyomusun.. ne desem tamam diyor, belli ki onun dayok tadı tuzu..
artık her gece duamsın..
uyandığımda seninleyim..
["İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.."]

03.33
09.04.2008