5.7.08

püffff

ne yazıcamı bilmeden, düşünmeden açtım aslında blogger sayfasını.. belki bişeyler aklıma gelir. belki içimdeki o belirsizlik çözülür diye parmaklarım klavyede, gözlerim ellerimde.. bilmem ki içimi her gün yaralayan şey ne zaman son bulur. bilmem ki bendeki bu hüzün hep kalıcı mı . yoksa kalbimin ağrısı gereksiz mi..
aslında şu an yaptığım şeyden nefret ediyorum. herkesin derdi kendine. açıklamak niye?.. neyse başkaları için bir şeyi değiştirmez heralde , en azından yazarsam biraz rahatlarım. ellerim düşüncelerimi aktarmaya yetişemediği zamanlarda kendimi serbest bırakıyorum. ki zorla yazmak rahatlatmaktan ziyade sıkıyo..
hep en baştayım.. hep aynı yerde.. bi gram ilerleyemedim hislerimden. bi gram azalmadı yokluğunun ertesindeki hasret.. sen nasıl bi yerdeymişsin ki hayatımda gittiğinde ben çaresiz kalakalmışım. ya da beni nasıl bi yere yerleştirmişsin de ben kendimi hep kendim sanmış, yanılmışım..
ben de gitmek istiyorum..
yanına gelmek istiyorum.. sınavdan sonra dedim ama hiç cesaretim yok. sanki birilerine bağımlıyım.. birileri olmadan yalnız da gelebilirim halbuki sana.. offf bazen düşünüyorum da ne kadar geri zekalıyım ben.. hep salakça fikirlere takılıp kalıyorum.. kimseye anlatamıyorum zaten.. kelimelere koyduğumda çok basitleşiyolar.. halbuki hiç değil.. anlamlı bütün yaşadıklarımın yaşadıklarına benzeyişi ve her geçen gün daha çok sana benzediğimi farketmem. bi kaç önemli karar kaldı alacak olduğum zaten. bi şehir belirlerim kendime kalacak.. sonra bi de birini bulurum beraber yaşayacak. ne kadar basit işte, niye bu kadar büyütüyorum ki bunları. gerisi zaten istesen de istemesen de gelir. o kadar çabuk olup bitiyo ki zaten her şey..
babamdan sonra çıktım bugün evden, dünkü izlediğim filmi vereyim yeni bi kaç tane alayım bahanesiyle. dönüşte parka oturdum.. kalabalık değilmiş.. biraz hava aldım, müzik dinledim telefondan.. caddeden insanlar gelip geçiyodu, biraz onlara baktım.. kimi yalnız yürüdü geçti klasik giyimli karizma, kimi ekmek almaya çıkmış ev haliyle, paspal.. baktım bazıları el ele sevgilisiyle, bazıları yalnız geçiyor.. bazıları hızla geçerken kimisi topallayarak ağır aksak.. konuşup giderken adamla kadın, arkasından gelenlerse sessiz, elleriyle anlatmaya çalışarak. ne güzel dedim. öyle ya da böyle, sakat ya da sağlam, dilsiz ya da konuşan, kadın ya da erkek, mutlu ya da mutsuz, birlikte ya da yalnız... herkes nefes alıp veriyordu..
eski komşulardan biri geldi oturdu sonra yanıma, çarşıdan geliyomuş, yorulmuş.. konuştuk biraz, o nasıl bu nasıl iyiler çalışıyolar vs. nasıl hemen koydu yokluğun.. birden bi şey değişti sanki, ağlayasım geldi, ya da yok kadının eline sarılıp öpesim..
her gün kaç farklı şekilde hatırlıyorum seni bir bilsen. belki de alakası olmayan kaç nesne, kaç insan, kaç olay hatırlatıyo yokluğunu.. artık yaşadıklarım normal mi yoksa saplantı haline mi geldi ayırdına varamıyorum..
internet orucumu bozduğumdan beri yine cıvkını çıkardım uyku düzen(sizliğ)imin. kendime her geç kalkışımda kızıp, her gece uyuyamayışımda hak veriyorum.. her gün aynı tas aynı hamam.. düzene çok zor alışıyorum da düzensizlik kendimi boş bıraktığımda hemen boy gösteriyo.. kendimi naapsam bilmiyorum. bazen de düşünüyorum da insan kendisiyle anlaşamazken bi başkasıyla nasıl anlaşır.. evet o da zor.. oturup artısıyla eksisiyle, getirisi götürüsüyle, riskleri ya da avantajlarıyla (bu 6şapka tekniği oldu : ) ölçüp tartmam, değerlendirmem gereken bir kaç şey var.. onları da unutmadan düşüneyim, uzun uzun, sonra kararımı vereyim en oluruna..

1 y'rum:

evrm said...

seni gördüm yazını okurken. sen canlandın gözlerimin önünde. o parkta oturuşun, teyzeyle konuşmanı gördüm.
heçmeyecek, hep bi izi kalacak. ama yapacak pek bişide yok.
eğitim bilimlerinin terimleri ikimizin bloğunda da görülüyor bol bol:D