kendime iyi bakmamın gerektiğini ilk kez ciddi şekilde düşünüyorum. iyi bakmalıyım ki gülümsesin yüzler.. iyi bakmalıyım ki iyi görmeliyim ben de.. yapmaktan sıkıldığım şeyleri özlüyorum.. birlikte yaptığımız şeyleri özlüyorum.. hiç şikayet etmiyorum.. sadece zamanın daha yavaş geçmesini istiyorum.. daha kendinden emin olmalı saat 12.. daha bir umutla olmalı saat 8.. içine sinmeli gün batıyorsa, gün doğuyorsa hazır olmalı vereceklerine.. doymalıyım güne.. gün dolmamalı hüzünle.. her gün aynı saatte aynı şeyleri yapabiliyorum artık.. aynı saatte kalkıp 2 çay alarak başlıyorum güne, 2 kişilik kahvaltıyı neyin takip edeceğini merak etmiyorum.. gelen yemeklerle yetinip halime şükrediyorum her gün.. akşam erken oluyor, geceler uzun.. her gece kaloriferin yanındaki turuncu sandalyelere oturduğumda günümü tazeliyor, gündüz her ne olduysa, okuduğum kitabın satırlarına gömüyorum onları da.. her gün yeniden başlıyor, kendi umutları, kısmetleri, hikayeleri, maceralarıyla.. dinlediğim hikayeleri yazmıyorum.. hatırlamak istemiyorum başkalarının yaşadığı, tecrübe ettiği hikayeleri.. bir kaç kırıntı kalsa yeter ilerisi için..
öyle bir şey ki zifiri karanlık olmuyor.. ne kadar karanlık da olsa yanıp sönüyor en azından ışıklar.. işte yakaladığımda o yanan ışıkları, hayatın içindeyim.. geri kalan anlar karanlık olsa bile farketmez..
hatırlatmak gerekirse, benim hala umudum var!
01.17
09.02.2008
No comments:
Post a Comment