31.7.07

.

bir noktayım evrenin enginliğinde
siyah
puanlı bir elbisede belirsiz bir nokta
rüzgarda sağa sola savrulan..
elbisenin birbirine değen noktalarının
arasında ve
en içteki..
bir noktayım evrenin eninliğinde
kurulabilecek en kısa
ama en manidar
iki kelimelik cümlenin sonuna koyulmayı bekleyen
sabısız bir nokta..
olur olmadık yerlerde
kendine görev arayan
ama
ancak devrik ve kararsız ifadeleri
oluşturan cümlelerin sonuna koyulan.
bir noktayım evrenin enginliğinde
tüm yolların kesiştiği işlek caddelerin
birbirine bağlandığı muhitlerden uzak
kör bir nokta..
sarp,
taşra
bir o kadar görülmemiş..
bir noktayım.
gereksiz
savruk
nadide..
nzn

25.7.07

hoşgeldin tenhalığıma
sükûnete merhaba dedin mi?
sessizliğime buyur
engin bir nevfel gibi yalnızlığım
tek başına boğulursun
tut elimden
yürek yaram
kaybolursun..

23.7.07

soyuNmak

Kapıyı açtı. Paltosunu, ceketini portmantoya astı.Sonra odaya girdi. Kravatını dolaba koydu. Gömleğini çıkardı, askıya astı. Pantolonunu dürüp, sandalyeye bıraktı. İç çamaşırlarını düzenleyip çekmecedeki yerlerine koydu. Çorapları iç içe koyup, iç çamaşırlarının yanındaki yerlerine yerleştirdi. Saatini, yüzüklerini, kolye zincir ve künyesini mücevher kutusuna koydu...
Kendine baktı.
Saçlarını çıkardı.
Tırnaklarını söktü...
Derisini dürdü ve askısına astı..
Kendine baktı.
Akciğerini, karaciğerini, dalağını ve midesini çıkardı bir kutuya özenle bıraktı. Bağırsaklarını bir sopaya sardı. Dilini, gözlerini, dudaklarını, kulaklarını ve içindekileri özel mücevher kutusuna özenle yerleştirdi..
Parmaklarını söküp delikli bir suntaya taktı..
Kemiklerini, kaslarını, sinirlerini dolaptaki yerlerine koydu. Başını bir sandığa bıraktı. Bir kalbiyle kaldı.
"Çok zahmetli oldu" diye düşündü, kalp

Jan Devrim

17.7.07

merdivenleri koşarak çıkıyorum hep, acelem niyeyse..
canım hiç olmadığı kadar sıkılmıyor bu aralar..
iki rüzgar arasında kalıyorum çokça, buna cereyan diyolar..
iki dönem var yaşadığım.. bir döngü halinde yer değiştiren.. biri çok az şey okuyarak bolca yazdığım dönem, diğeri de çok az yazarak bol bol okuduğum dönem.. ikincisindeyim..
her gün yükselen bir ivmeyle dinlediğim şiirde sıra:
ben seni hiç sevmedim ki.. <aslında ne kadar sev(me)diğini anlatan şiiri İbrahim Sadri'nin >
denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe, ben yangını sevdim.. ben sevdim mi adam gibi severim..
<ben de seni hiç sevmedim ki..>
yine çok sıcaktı hava, güneşte kalmış ve susamıştım. Algıda seçicilik zımbırtısını haklı çıkararak ortaokul arkadaşım ve Su'yu gördüm o kalabalığın içinde.. Gitikçe güzelleşen Su'ya bi maşşallah demeden edemedim içimden.. su gibi sözü üzerinde çok iyi durdu, giydiği yeşiller gibi..
aynalarda gülümser fotoğraf çekmeye devam ;)
aynı küçükken olduğu gibi annem evdeler mi sor bakalım müsaitler mi diyegönderdi beni..gittim sordum, işleri varmış, kabul etmediler..inanmayıp, izlemeye koyuldum, hakikaten çok işleri vardı, eve yiyecek taşımak başta olmak üzere.. güvenmemekle hata etmişim..çok da hızlıydı karıncalar, 3 oda 1 salon evlerinebırakır bırakmaz minik bisküvi tanelerini , hiç dinlenmeden tekrar çıkıyolardı.. en sevdiğim hayvanlarınartık karıncalar olmasına karar verdim o an.. görünmeyecek kadar minikler belki ama yakından bakıldıklarında bıcır bıcırlar.. hep olmak istediğim gibi.. farkedilmeden kendini farkettirmek.. ama çok unutkandı benmi izlediğim, genelleme yapmamda pek bi sorun olmaz heralde. önüne ufaladığım bisküvi tanelerinden birini almaya hemen karar verdi, aldı koştura koştura gitti evlerine, dönüşte unutmuştubile bisküvilerin devamını, zararı yok, hiç yorulmuyo, bi dahaki dönüşünde mutlaka farkedecektir..
günde 3 defa Rüya'nın âmet âmet deyişi aklıma geliyo, yirim :)
evrimcim mektubumu hemen bekliyorum bak :))
What gets usinto trouble is not what we don't know
It's what we know for sure that just ain't so..
Mark Twain



gibi filmler izledim..






gibi de kitaplar okudum..






bol bol ösledim :(

13.7.07

Mırıl mırıl sesler duyduğumda ilk başta yine rüya gördüğümü sandım. Burası her zaman o kadar sessizdir ki bir ses duyduğumuzda hemen kulak kesiliyorduk. Yeni gelenler çok korkarlardı bu seslerden ilk bir kaç ay. Genelde ya ıslık çalma ya ağlama ya da dua sesleri oluyordu. Bu pazar günü de az yukarıdan ince bir sesin içini çeke çeke ağladığını ve adımı söyleyerek beni ne kadar özlediğinden bahsettiğini duydum. Biraz dahakulak kesildiğimde yalnız olmadığım dikkatimi çekti. Kızım ve öğlumla birlikte gelmişti yine. Üzerime ince ince su damlamaya başladığını hissettim, suluyorlardı mezarımı yine. Daha geçen haftanın soğuk algınlığını yeni atlatmıştım ama yapabileceğim bir şey yoktu. Pazar sabahları ne zaman rahatça yatabilmiştim ki ?

Sencer Berrak

6.7.07


kalbime susmayı çok küçükken öğrettim

daha ben konuşmayı bilmezken

önce kalbim sustu

sonra ben..

ve konuşmayı öğrendim bir gün

anlamasalar bile konuştum

kalbim hâlâ suskun..

bir günse kalbim konuştu yersiz

susturdu beni

sustum..

ya bilmezken sustum

ya utandım sustum

ya korktum sustum

ya sevindim sustum

susturan olmadı

ben sustum..

susadı kalbim, yine konuştu

ben de öyle

ama

olmadı

kalbimi susturdular

suss

konuşma dediler

kalbim sustu

avazı çıktığı kadar sustu

duymadılar..

ben de sustum

beni de duymadılar..

şimdi kabim de

suskun

ben de

suskunum

bazen hıçkırıklarım

bozuyor bu sessizliği

bazen kuş sesleri

evet yine sabah oluyor

yine suskunuz

kalbimi de susturdum

dinliyoruz

sükûneti..

nzn

5.7.07

çok güzel cıvıldaşıyorlar
kuşlar
kuşların kanadındasın
bir tüy gibi
uçman an meselesi
herkes geldiği yere dönecek
git evine sen de artık
hasretine alışır kuşlar
bense zaten kayıp..
seviyorum bu sessizliği
gün aydınlanıyor ve kuş sesleri
cıvıl cıvıl ve renkli
seni hatırlayacağım
sensizliği
seviyorum bu serinliği
gün aydınlanıyor ve sabah serinliği
tertemiz ve aydınlık
seni hatırlayacağım
sensizliği
sabah
kuşlar
ve aydınlık..

4.7.07

periyodik olarak yapılacak işleri bi türlü düzenli yapmayı başaramadım.. ne yapıyorum her gün anlamıyorum, işim olsa da olmasa da vakit geçiyo bi şekilde.. halbüsem düzenli bi hanım evladı olsam böle yük olmıcak hiç bi şey.. mesela bugün nerden aklıma geldiyse mynet e girdim.. nerden aklıma gelcek haberleri okumaya girdim tabi, dünyada bihaber yaşıyorum ya haberleneyim diye.. barış akarsu vefat etmiş onunla da ilgili bi şeyler yazmışlardır diye düşündüm.. Allah rahmet eylesin, diyim, hakkaten yine üzüldük ama elimizden yine bi şey gelmedi.. mynet mail hesabım vardı benim onu hatırladım nerden hatırladıysam, kullanmam etmem, zamanında üye olmuşum bi takım sitelere falan filan, onlardan düzenli mailler geliyomuş, aha bi açtım, mesaj kutumda sekiz yüz sekiz yüz elliye yakın mesaj.. vah sen bunları nasıl temizlersin, arada bi bakmazsan olcaa o, neyse ki çoğunu silerek savdım bu işi.. kitaplarda birikti bi taraftan.. üff çok kızıyorum bazen kendime, sözde kitap okumaya seviyorum, hani nerde? sözde birden çok kitabı bi arada okumayı seviyorum, hani nerde? kitaplar laçka oldu elimde, bi esprileri kalmadı, ortasına gelmişim başını hatırlamıyorum.. zaten hiç huyum değil, bi şeyi sürekli hale getirmek, her gün azar azar yapmak, her neyse o artık..
..
boşluk hissi..
yine üzerime yapışacak gibi..
..
eski günlüğüme de alışmak üzereyim.. yavaş yavaş kendimi ona alıştırmam gerektiğini düşündüm, birden böyle klavyeden kaleme dönmek kolay olmasa gerek.. kalemden klavyeye dönmede baya zorluk yaşamıştım ordan biliyorum.. alıştırınca kendimi bloğu aramayacak değilim tabi ki arıycam ama işte öyle.. alıştırılmam gereken daha farklı konular da yok değil. onları biraz daha ağırdan alıyorum, biraz da kendi yolunu belirlemesine izin veriyorum. inşallah iyi yapıyorumdur kendimce..
..
demşim ki :
ne garip
yanımdayken yokluğunu hissettiğim
zamanlar oldu insanların
insanlar vardı
görüyordum duyuyordum söylediklerini
ama yoklardı aslında
yalnızdım..
öyle ki
şimdi de düşündüğümleyim
onun yanındayım
bunu hissetmek
ne garip..

3.7.07


"Kerem kendi suretini görmeden

Sen artık Aslı-na bürün demişler


Ferhat doğduğu gün isim vermeden

Bu çocuk ne kadar Şirin demişler."

2.7.07

artık vakit geldi
yavaş yavaş toparlamam lazım
dağılan parçalarımı
silgiler, kalem uçları
inci taneleri, peçeteler..
kendime notlar bırakılmış
sözler verilmiş
karalı bir kaç kelime
küçük yitimler..
işte bunlardan başlamalıyım
toplamaya
küçük kayıplar
sonra mı
sonra kap kacak çatal kaşık
büyük kayboluşlar var sırada
incitmeden yerleştirmek gerek kutulara
önem sırasına göre..
daha iki bavul var,
nasıl doluracağım onları
oysa hiç bir şey sığmazdı içime
şimdi bak bomboş
kırık bir kaç vazo
iki küçük yırtık kâğıt parçası
onları da koysam iyi olacak
hiç içimden gelmiyor değiştirmek
yerlerini hiç bir şeyin..
öylece bırakıp gitsem
buralardan
hiç bir şeye dokunmadan
dokunulmadan
..
siyah bir poşet var mı?
yastığımda bir kaç damla olacak
bir de yatak örtüsü..
giderken çöpe atayım
unutmadan..
..
hicazda kalsın makam,
devam et garip
ben ayrılmadan bitirme
..
son şiirimi kumrulara bırakacağım
ekmek kırıntılarıyla pencere önüne..
bilmem gelirler mi artık
paylaşırmıyız bir daha aynı ekmeği..
..
hiç terkedip gitmemiştim
bir şehri
onun burukluğu bu..
yoksa taşımak kolay bir bavulu
ağırlığını hissettirmez
hüzün ve yitikler
çoktan çöktü hepsi
kurudu
ağırlık yapmaz..
gelirken dolulardı ağızlarına kadar
umutlarımla
sabah güneşleriyle
gülüşlerle..
sahi
onlar nerdeler ?
kalmasalardı burda..
neyse..
..
kalbimin kıpırdadığını hissettim
nasıl oldu bilmem
o kıpırdayınca
gözümden bir damla yaş
gelir oldu artık..
eskidense boğazıma bir düğüm gelirdi
konuşamazdım
ağlayamazdım da..
hangisi daha iyi
yine konuşamadım
ama
ağladım
..
unuttuğum bir şey olmaz inşallah
ardıma bakmam artık
bir daha dönmem..
kaldırımlarını ezberlediğim
yollarda
ayak izlerim kalır..
tarif ederler
gittiğim yeri
..
kaybedeceği hiç bir şeye
bağlanmamalıymış ya insan
işte öyle
bağlanmadım..
bağımlı olmadım hiç bir içkiye
sigara kullanmadım
bağlanma dediler
dinledim
..
sessiz bir veda hazırladım
kendime
istemez kalbim
debdebe..
..
yeni aydı gökyüzü
aydınlık oldu evren
karanlığa gün doğdu
vedalar karanlıkta iyi olur
bense aydınlığı seçtim
gündüz çıkarım yola
görsün mutfak masası gittiğimi
görsün yol kenarında evcilik oynayan çocuklar..
..
duvardaki resimleri çıkarmasam mı
neyse onları alayım
bari yazılar kalsın
..
"yoruldu zamanla sevdiklerimiz"
"sevmeli mi sevmemeli mi"
"kalpleri birbirine ısındıran ancak Allah'tır"
..
ve
adres değişikliği lazım bir an evvel
yeni adresim :
hüzün dolu bilinmezler..
nzn