2.10.07 : 11,08
- öhüm öğhhh ööhh.. olips var mı?
- efenim ?
- olips, olips..
- hıı..
- ne kadardı?
- 500.. soğuk sı içme !!
bakkaldan bile laf işiterek başladığım devamında kısık bi sesle anlaşılamayarak geçirdiğim bi gündü..
pc kursuna istemeyerek de olsa gitmiş, çıkışta yine bayramyerinde konumlanmıştık, oranın demirbaşı olmaya niyetli görünüyoduk.. yine bildik insan güruhu müzik dinleyip eğlenmeye gelmişti, ben hariç.. ben sadece müzik dinlemeye.. ahh le yar yar a onu da geçtim ben bir seelvi boylu yardan ayrıldımmm a eşlik edememenin verdiği ağar yenilgiyle boynu bükük, söyler gibi yaptım şarkıları.. ayaküstü konservatuar başvuru formlarımızı da almıştık o akşam, birden bağlama kursuna da gitmem gerektiği yönünde vahiy geldi, hayır olsun tabe, ertesi gün bizi bekliyodu..
3.10.07
bu çarşamba hiç bi şey yaparak geçirdiğim nadide günlerden biri olacak diye sevinirken, ne büyük hata, hatırladım hemen , konservatuarı bulmamız gerektiğini.. ben ne biliyim yerinin değiştiğini, yine aynı yerde sanıyorum, neyse formun en altına baktığımda (tabi gelen telefondan sonra) farkettim. yine bişi değişmedi gerçi, bu da babama anlattırana kadar sürdü. babam ki muhabbet esnasında nerde oturuyosunuz diye yönelttiğimiz bize basit gelen soruyu kapı numarasına kadar detaylandırıp nokta tahmin yapabilen biridir.. anlattı tabiki, nerden gidilir nerdedir diye.. neyse gidip bulduk orayı.. eskiden un fabrikasıymış, yandıktan sonra restore edilmiş.. önkaydımızı yaptırdıktan sonra binayı restore kokusuyla ımmm mis miss gezdik. daha yeni yerleşiyolar gibi geldi bize.. ilk katta 2 tane piyano bulmamıza rağmen ikisinden de ses gelmiyodu, aynı ben.. tabi fişe takılı diğilmiş, nerden bilsin biz.. o otantik havada, o güzel ekoya sahip odalarda çıkmayan sesimle şarkı söylemeye çalıştım.. ne büyük acı :( son kata geldiğimizde de birinin çalışma odası zannettiğimiz, sandalyede ud olan tahtasında değişik notalar ve şarkılar asılı odada bulduk kendimizi. ahh ahh böle uzun uzun anlatmamın var bi nedeni, ortaokuldayken müzik öğretmenim meslektaşı yapıvermişti beni, çünkü lisede güzel sanatlara gidicektim, tabi yan çizmeseydim.. pişman diğilim ama ne biliyim elimde bi yan flüt ya da bi ney neden olmasındı, ya da güzel bi single'a neden sahip olmayayımdı :D hehee. neyse canım müzik öğretmeni iki tane arkadaşım var, canım çektiğinde onlara gider, sebeplenirim kendimce. hem fatmagül söz verdi piyanosunu kursun bana bilmemkimin bilmemkaçıncı konçertosunu çalacak :D ne diyodum hıı işte miss restore kokulu binadan ahhh ahh diyerek ayrıldık.. eve dönüşte de yağmura yakalandık, neriman niye acele ediyon ne güzel ıslanıyoz ya dedii.. canım neme lazım zaten hastayım.. düşündüm de dedim yavv bu yağmurda yürümenin neresi romantik allasen, yanında sevgilin olcak, yağmırda yürücen, pehh, git otur bi yere nie ıslanıyon, kar olsa tamam anlarım bak, bembeyaz o daha güzel geliyo nedense.. kışımı özledim ne!! eve geldiğimizde garip şeyler hissettim kendimce, bu genelde olur :D bu sesimin kısılması beni gereğinden fazla üzdü.. sinirlerim zıpladı, bi kere de eksikliğini hissetmeden bişiyin kıymetini ne zaman bilicem bunu düşünmeye başladım.. o gün abartıp sesimin düzelmiyceni bile düşündüm ve ağladım. ohhh bayadır da ağlamamıştım :D ağlayınca farklı şekiller alan göz makyajını çok severim :D aynaya baktım, yüzümü yıkadım.. gereksiz yere bi kaç kişiyi üzdüm, ben dahil.. o gün pc kursuna gitmek hiç içimden gelmedi, yaprak dökümünü de izlemedim, zaten tv başında durmaya baya bi sabır gerekiyo artık.. tahammülsüz bişi oldum..
4.10.07
bir yaprak daha çoktan eksilmişti yaşam takvimimizden..
5.10.07
"nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir." ziya paşa güzel sölemiş zamanında.. bi gün yine lisede okul bahçesinde toplanmış büyük ihtimalle istiklal marşını okuyup evlere dağılacaktık, müdür bu sözü söylemişti, ben ne demek istedi şimdi bu, nası yani filan diye geçirmiştim içimden.. bugün de çok kez aklımdan geçti yine.. sinirlerim fena halde bozuldu, uyuz oldum.. yakında çocukları sevmekten de vazgeçicem, sanki ilkokulda hiç arkadaşımı şikayet etmemiş gibi, yanımdakiyle hiç konuşmamış gibi, ya da yazdığım yazıyı örtmene götürüp örtmenim olmuşmu dememiş gibi.. sevmeden yapılıcak şey diğil bu meslek.. bu yaramaz veletler olsa da her sınıfta iki üç, çoğu kez de gülümsüyorum.. bazılarında kendi çocukluğumu görüyor, bazılarına kızdığımda üzülüyor, bazılarını anlamaya çalışıyorum..
ımm hatırla sevgiliyi izledim bugün 3bölüm izlemedikten sonra.. o da baydı artık.. en iyisi haftasonu film filan izlemek.. bakalım bakalım :)
5.10.07
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
ahmak ıslatanda ıslandık işte
ne güzeldi diğil mi kanka ??
Post a Comment